İngilizce İş Görüşmesi Diyalogları: Telefon Görüşmeleri

0

Zaman : 25-05-2011 | Yazar : Editor | Kategori : İş Görüşmeleri
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy, ortalama: 4,00 en çok 5)
Loading...

Business Calls –  Telefonda İş Görüşmeleri (İş Aramaları)


Barış Ramazan:  Good morning (good afternoon). May I speak to Mr. Wood?
– Günaydın (iyi günler). Bay Wood ile görüşebilir miyim?

Secretary:  He is not in right now. Who is calling,please?
– Şimdi yerinde değildir. Kim arıyor?

B.R.:  This is Barış Ramazan. I have a letter from Mr. Wood asking me to call him for an interview appointment. He has my resume.
– Ben Barış Ramazan. Bay Wood bana mülakat görüşmesi için aramamı yazmış. Benim özgeçmişim onda var.

Secretary:  I see. Mr. Wood is out to lunch right now (in a meeting right now) but I expect him back very short.
– Anlıyorum. Bay Wood şu anda öğle yemeğindedir (toplantıdadır). Ama kısa sürede gelmesi gerekiyor.

B.R.:  At what time would you suggest that I call back?
– Onu tekrar hangi saatte aramamı önerirsiniz?

Secretary:  He usually gets back to the office about two o’clock. May be it would be better if I have him call you. What’s your telephone number?
– O genellikle ofise saat 2 gibi döner. Belki de sizi aramasını iletsem iyi olur. Telefon numaranız nedir?

B.R.:  (718) 459-3243.
– (718) 4593243.

Secretary: Thank you, Mr. Ramazan. As soon as he’s back, he will return your call.
– Teşekkürler Bay Ramazan. O geri döndüğünde sizi arayacaktır.

B.R.:  Thank you.
– Teşekkürler.

Secretary:  Good-bye.
– İyi günler.

ingilizce iş görüşmeleri diyalogları

Secretary:  Good morning (good afternoon). Could I speak to Pamir Olgun?
– Günaydın (iyi günler). Pamir Olgun ile konuşabilir miyim?

P.O.:  Speaking.
– Sizi dinliyorum.

Secretary:  This is Mary Thomas of Metro Data Control. I’m Mr. Dillon’s secretary. He’s interested in your letter and resume and would like to see you.
– Ben Metro Data Kontrol’den Mary Thomas. Bay Dillon’un sekreteriyim. O mektubunuzla ilgilendi ve sizinle görüşmek istiyor.

P.O.:  Fine. I would like very much to speak to him.
– Tamam. Ben kendisi ile konuşmayı çok isterim.

Secretary:  Let’s set up an interview appointment.
– Mülakat saatini kararlaştıralım.

P.O.:  Okay.
– Tamam

Secretary:  How about tomorrow at 10 A. M.?
– Yarın sabah 10’a ne dersiniz?

P.O.:  That’s Okay with me.
– Benim için uygundur.

Secretary:  We are located on 516 Fifth Avenue, 7th floor. Do you know how to get there?
– Biz 516 5. Cadde, 7. katta bulunmaktayız. Nasıl geleceğinizi biliyor musunuz?

P.O.:  Yes,I hope so. I guess I can take the F train. Where should I get off?
– Evet, sanırım. Ben F trenle gelebilirim sanırım. Nerede inmem gerekir?

Secretary:  You should get off at 42nd Street. From there you can walk. It will take you not more than five minutes to get to our place.
– 42. sokakta inmeniz gerekir. Oradan yürüyebilirsiniz. Bu en fazla 5 dakikanızı alacak.

P.O.:  Would you mind repeating the address?
– Adresi tekrarlar mısınız?

Secretary:  516 Fifth Avenue. 7th floor. Ask for personnel.
– 516 5. cadde. İnsan kaynaklarını sorun.

P.O.:  Thank you.
– Teşekkürler.

Secretary:  You are welcome. See you tomorrow morning.
– Rica ederim. Yarın sabah görüşürüz.

 

Useful Expressions – Yararlı İfadeler (ingilizce telefon cümleleri)

 

Do you follow me? – Beni duyuyor musunuz?
Are you with me? – Beni dinliyor musunuz?
Will you leave a message? – Mesaj bırakmak ister misiniz?
Can I take a message? – Mesajınızı alabilir miyim?
I’ll call you right back. – Ben sizi tekrar arayacağım.
There’s a telephone call for you. – Sizi arayan birisi var.
Don’t talk so fast. – Bu kadar hızlı konuşmayın.
May I use your telephone? – Telefonunuzu kullanabilir miyim?
Please dial again. – Lütfen numarayı tekrar çevirin.
Can you speak a bit louder? I can’t hear you. – Bir az daha yüksek sesle konuşabilir misiniz? Sizi duyamıyorum.
I’ll get it. – Ben telefona bakarım.
You have the wrong number. – Yanlış numara.
What number are you calling? – Hangi numarayı aradınız?
What number did you dial? – Hangi numarayı çevirdiniz?
What’s your extension? – Dahili numaranız kaçtır?
Please pick up the reciever. – Ahizeyi kaldırın lütfen.
I’m calling from a pay phone. – Ben telefon kulübesinden arıyorum.
Somebody has hung up. – Biri telefonu kapattı.
The telephone is out of order. – Telefon bozuktur.
My office number is… – İş numaram …
My home number is… – Ev numaram …
I’m returning your phone call. – Ben aramanıza cevap olarak arıyorum.

Shopping For Clothing – Kıyafet Alışverişi – Alışveriş Diyaloglarından

15

Zaman : 25-05-2011 | Yazar : Editor | Kategori : Alışveriş
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (14 oy, ortalama: 4,21 en çok 5)
Loading...

Shopping For Clothing – Kıyafet Alışverişi (ingilizce alışveriş diyalogları)

Levent Sayar:  Can you help me, please?
– Lütfen bana yardımcı olur musunuz?

Salesman:  Yes, sir. What is it?
– Evet, efendim. Nasıl yardımcı olabilirim?

L.S.:  I’m looking for a flannel suit, size 40.
– Ben 40 numara bir flanel takım arıyorum.

S:  What color do you want?
– Ne renk?

L.S.:  I prefer something in gray.
– Gri olmasını tercih ederim.

S:  Here’s an excellent suit in gray flannel. Will you try it on?
– İşte harika bir gri flanel takım. denemek ister misiniz?

L.S.:  Yes, I will. Where is the fitting room?
– Evet. Deneme kabini nerededir?

S:  Come this way.
– Buraya gelin.

L.S.:  How does it look?
– Bana nasıl oldu?

S:  It looks great. It’s exactly your size.
– Harika. Bu sizin bedeninizdir.

L.S.:  How much is it?
– Kaç paradır?

S:  This suit is on sale. It’s only 115 dollars.
– Bu takım indirimdedir. Sadece 115 dolardır.

L.S.:  All right. I’ll take it.
– Tamam. Onu alacağım.

…..

Saleswoman:  May I help you?
– Yardımcı olabilir miyim?

Oya Rahman:  Yes, I’m looking for a blouses.
– Evet, ben bir bluz arıyorum.

S:  What’s your size?
– Bedeniniz nedir?

O.R.:  I wear size 12. Could you show me some blouses in solid color?
– 12 beden giyorum. Bana düz renk bluzları gösterir misiniz?

S:  What colors do you want?
– Ne renk istiyorsunuz?

O.R.:  Yellow and white.
– Sarı ve beyaz.

S:  They are over here.
– Onlar burada.

O.R.:  What’s the material?
– Kumaşı nedir?

S:  It’s fifty percent cotton and fifty percent polyester.
– Bunlar yüzde elli pamuk ve yüzde elli polyesterdir.

O.R.:  This white blouse looks nice. I’d like to try it on.
– Bu beyaz bluz hoş görünüyor. Bunu denemek istiyorum.

S:  The fitting room is to your left.
– Deneme odası sol tarafınızdadır.

O.R.:  I think this blouse is all right.
– Bence bu bluz oldu.

S: Very well, ma’am. Will that be cash or credit card?
– Çok iyi, hanımefendi. Nakit mi, kredi kartı mı?

O.R.: I’d like to give you a check.
– Ben size çek vermek istiyorum.

S: We need at least one piece of identification.
– Kimliğinizi görebilir miyiz?

O.R.: Here is my driver’s license.
– İşte ehliyetim.

S: All right. We can accept your check.
– Tamam. Çeki kabul ediyoruz.

…..

O.R.: These shoes are pretty. What colors do they come in?
– Bu ayakkabıları gerçekten çok hoş. Ne renkleri var?

S: Presently we have them in brown and black.
– Şu anda elimizde kahverengi ve siyah mevcuttur.

O.R.: Could you show me the black shoes in a medium heel?
– Bana orta topuklu siyah ayakkabıları gösterir misiniz?

S: We have them in a higher, lower, and medium heel. Just a minute. I’ll bring you the pair you wanted to see.
– Bizde düşük, yüksek ve orta topuklu olanları var. Bir dakika. Sizin görmek istediğiniz çifti getireceğim.

…..

Yasemin Pala: Yesterday I bought this skirt. I’d like a refund.
– Dün ben bu eteği aldım. İade etmek istiyorum.

Saleswoman: Do you have the receipt with you?
– Fişiniz yanınıza mı?

Y.P.: Yes, I do.
– Evet.

S.: You’ll get your refund in room 208, on the second floor.
– Paranızı 2. katta 208 numaralı odadan geri alabilirsiniz.

İngilizce kıyafet isimleri ve anlamları:

 

blouse (bluz)

boot (çizme, bot)

coat (palto, mont)

jeans (kot pantolon)

pants (pantolon)

shirt (gömlek)

shoe (ayakkabı)

skirt (etek)

sock (çorap)

sweatshirt (uzun kollu pamuklu kazak)

tie (kıravat)

t-shirt (tişört)

İngilizce kıyafet adları resimli:

tights (tayt)

trousers (pantolon)

İngilizce kıyafet adları resimli:

Resimli ingilizce kıyafet adlarıResimli ingilizce kıyafet isimleri

Büyük görüntü için resimlere tıklayıp ingilizce kıyafet isimlerine gözatabilirsiniz.

İngilizce Alışveriş Diyalog Örneği: Süpermarkette

12

Zaman : 25-05-2011 | Yazar : Editor | Kategori : Alışveriş
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (16 oy, ortalama: 3,75 en çok 5)
Loading...

At The Supermarket – Süpermarkette (Alışveriş Diyalogları)

Oya (a newcomer): Do you have the shopping list?
– Alışveriş listen var mı?

Vedat (her brother): Yes it’s in my pocket.I’ll get a cart.We’ll shop to gether.We need laundry detergent.
– Evet, cebimdedir. Ben araba alayım. Beraber alışveriş yapalım. Çamaşır deterjanına ihtiyacımız var.

Oya: is the big size too expensive?
– büyük boy çok mu pahalı?

Vedat: Not at all.It makes sense to buy a big box of detergent.You save about a penny for every ounce.
– Hiç de değil. Büyük boy deterjan almak daha mantıklıdır. Her gram için bir kuruş tasarruf edeceksin.

Oya: How come?
– Nasıl yani?

Vedat: You’ve to read not only the price for the item but also the price for it by weight and volume. It’s cheaper to buy big sizes, especially for staples that are used for a longer period of time.
– Sadece fiyata değil, kiloya göre fiyata da bakmak gerekir. Büyük boy ürünleri almak daha ucuza gelir, özellikle bu ürünlerin kullanma süresi uzunsa.

Oya: I’ll keep it in mind.What’s the next on the shopping list?
– Bunu aklımda tutacağım. Alışveriş listesinde başka ne var?

Supermarkette: İngilizce Alışveriş Diyalogları

Vedat: Orange juice.
– Portakal suyu.

Oya: There are a lot of various brands of them.
– Burada çeşitli markaların ürünleri var.

Vedat: The store’s own brand is the least expensive one.The quality is the same, but it’s a bit cheaper.
– Mağazanın kendi ürünü en ucuz olanıdır. kalitesi hemen hemen aynıdır, ama fiyatı daha ucuzdur.

Oya: Do big supermarkets have their own brands of other things?
– Büyük supermarketlerin diğer ürünleri de var mı?

Vedat: Yes. Always look for the store’s own brands.They are cheaper.
– Evet. Her zaman mağazaların kendi markalarına bak. Onlar daha ucuzdur.

Oya: What about apples?
– Elmalar nerede?

Vedat: Apples are in aisle eight.
– Elmalar sekizinci sıradadır.

Oya:How much are they?
– Onlar kaç para?

Vedat: They’re 84 cents a pound.
– 1 pound elma 84 centtir.

Oya: What do we look for next?
– Başka neye ihtiyacımız var?

Vedat:Let’s get to the meat counter.
– Kasap reyonuna gidelim.

Oya: Okay.I think we need a chicken and some veal.I’ll get both items.
– Tamam. Tavuk ve dana etine ihtiyacımız var sanırım. İkisinden de alacağım.

Vedat: Don’t forget to look at the date on the label.
– Etiket üzerindeki tarihe bakmayı unutma.

Oya: It’s February twenty third for the chicken,and twenty second – for the veal.
– Tavuk için 23 şubat, dana eti için 22 şubat yazıyor.

Vedat: That’s okay.Today is February nineteenth.
– Bugün 19 şubat olduğuna göre herşey yolundadır.

Oya: What does the date mean?
– Bu tarih neyi ifade ediyor?

Vedat: The date indicates the last day the store is supposed to sell this item.
– Tarih mağazanın bu ürünü satabileceği son tarihi gösterir.

Oya:Which foods are dated?
– Hangi ürünlerde tarih belirtilir.

Vedat: If foods are perishable, they’ve to be dated.
– Bozulabilir gıdaların son kullanma tarihi olmalıdır.

Oya: You are an experienced buyer. What else do we need?
– Sen deneyimli bir alıcısın. Başka neye ihtiyacımız var?

Vedat:I’ve to check the shopping list.
– Alışveriş listesini kontrol edeyim. Yarım kilo tereyağı, ekşi krema ve yumurtaya ihtiyacımız var. Süt ürünleri 3. sıradadır.

Oya: All right.Here are the eggs. I prefer unsalted butter.Would you get it?
– Tamam. Yumurtalar burada. ben tuzsuz yağ tercih ederim. Lütfen alır mısın.

Vedat: I got butter and sour cream. Now we’ve to buy coffee.That’s in aisle 5.
– Yağ ve ekşi kremayı aldım. Kahve almalıyız. 5.sıradadır.

Oya: I’ve cut out an ad from the paper. There are special prices they’ve advertised for instant coffee.
– Gazete reklamını kestim. Hazır kahve için uygun fiyatları var.

Vedat: Okay.Get the coffee that was advertised.That’s all we need. Let’s go to the cash register.
– Tamam. İlandaki kahveyi al. İhtiyacımız olan herşeyi aldık. Şimdi kasaya gidelim.

İngilizce Daire Arama Diyalogu – Emlak Terimleri

2

Zaman : 25-05-2011 | Yazar : Editor | Kategori : Emlak Arama
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, ortalama: 4,50 en çok 5)
Loading...

Looking For An Apartment – Daire Arama

M: Oceanfront Realty. Bob Murphy speaking.
– Oceanfront emlak ofisi. Ben Bob Murphy.

K: – Hello. My name is Kadir. I’m calling about the ad.
– Merhaba. Ben Kadir. İlanınıza istinaden arıyorum.

– Which one.
– Hangi ilanla ilgili?

– The two – bedroom apartment. How much is the rent.
– İki yatak odalı daire ile ilgili. Kirası ne kadardır?

– 700 a month. You have also to pay a 700 dollar deposit that will be given back to you when you move. The agency’s fee amounts to one month rent.
– Aylık 700 dolar. 700 dolar da depozito ödemelisiniz, daireyi boşalttığınızda geri alacaksınız. Ajansımız bir aylık kira değerinde komsiyon almaktadır.

– Is there a lease to be signed?
– Kira sözleşmesi yapılıyor mu?

– YES, there is. It’s a two- year lease.
– Evet. İki yıllık sözleşme yapılıyor.

– When can I see the apartment?
– Daireyi ne zaman görebilirim?

– You can see it today after three o’clock.
– Bugün saat üçten sonra görebilirsinşiz.

– What about four o’clock? Is that all right?
– Saat 4 sizin için uygun mudur?

– Okay. I’ll meet you at the apartment.
– Tamam. Sizi dairede bekleyeceğim. 240 Beach Street, Apt. 5A.

– That’s fine, thanks.
– Tamam. teşekkürler.

İngilizce emlak arama diyalogu ve ev kiralama diyalogu

M: – This is the living room.
M: – Burası oturma odası.

K: – It’s rather large. What about bedrooms?
K: – Oldukça geniştir. Yatak odaları nasıldır?

– Let’s have a look at them. They have a beautiful ocean view.
– Onlara bir göz atalım. Çok güzel okyanus manzarasına sahiptirler.

– How many closets are there?
– Kaç tane dolap var?

– Two clothes closets and a linen closet.
– Iki giysi dolabı ve bir çamaşır dolabı vardır.

– Where is the bathroom?
– Banyo nerede?

(Opens the door to the bathroom. )
(М. banyo kapısını açar).

– It has a shower and a bathtub. Now let’s go to the kithen. As you can see it’s modern. It has a new sink and stove. There’s spase for a dishwasher. Do you like the apartment?
– Bir duş ve küvet vardır. Gelin mutfağa geçelim. Gördüğünüz gibi mutfak moderndir. Yeni bir lavabo ve ocak vardır. Bulaşık makinesi için boşluk bulunur. Daireyi beğendiniz mi?

– Yes, I do. Unfortunately the rent is rather high.
– Evet. Maalesef kira oldukça yüksektir.
– You won’t find anything cheaper in this neighborhood.
– Bu civarda daha ucuz daire bulamazsınız.

– I’ll think it over. Thank you.
– Bunun üzerine düşüneceğim. Teşekkür ederim.

– You are welcome.
– Rica ederim.

…..

(Two days later).
(İki gün sonra).

K: – I’d like to rent the apartment you showed me two days ago. Is it still available?
– Önceki gün baktığım daireyi tutmak istiyorum. Hala boş mu?

M: – Yes, it is.
– Evet.

– I’ll take the apartment. I like it.
– Daireyi utuyorum. Çok beğendim.

– Okay. You can sign the lease in my office.
– Tamam. Ofiste kira sözleşmesini yapabiliriz.

Otobüs Yolculuğunda Kullanılan İngilizce Kelimeler

2

Zaman : 25-05-2011 | Yazar : Editor | Kategori : Seyahat
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, ortalama: 5,00 en çok 5)
Loading...

Riding The Bus – Otobüs Yolculuğu

A: Pardon me, do the buses stop here?
– Affedersiniz, otobüsler burada mı dururlar?

B: YES, most downtown buses stop at this corner.
– Evet. Şehrin işlek yerlerine giden otobüslerin çoğu burada durarlar.

A: I want to go to Washington Avenue. Can I take any bus that stops here?
– Ben Washington Caddesine gitmek istiyorum. Burada duran tüm otobüslere binebilir miyim?

B: You can take any bus except number 12. The number 12 turns off at Richmond Street.
– 12 numaralı otobüs hariç hepsine binebilirsiniz. 12 numara Richmond sokağına döner.

A: How often do the buses run?
– Otobüsler ne sıklıkla geçerler?

B: They are supposed to run according to the schedule that you can see over there. In fact,the buses don’t always run on schedule.
– Otobüsler orada asılı olan çizelgeye göre çalışırlar. Ancak her zaman bu çizelgeye uymadıkları görülmektedir.

A: What are the usual intervals between the bus arrivals?
– Otobüsler genelde ne aralıklarda gelirler?

B: About every fifteen minutes. You won’t have to wait any longer. A bus is coming.It’s number 5. You can take it.
– Yaklaşık olarak her 15 dakikada bir. Ancak sizin beklemenize gerek yok. Otobüsünüz geliyor. 5 numaradır. Bu otobüse binebilirsiniz.

İngilizce Otobüs Yolculuğu Terimleri

B: A transfer, please.(Driver giving a transfer)
– Bilet lütfen. (Şöför bileti veriyor.)

A: How much is the fare?
– Bilet ne kadardır?

Driver:  One dollar.
Şöför: Bir dolar.

A: Will you accept a dollar bill?
– Bir dolarlıkları kabul ediyor musunuz?

D: No. Only exact change is accepted coins or tokens.
– Hayır. Sadece madeni para veya jeton kabul ediyoruz.

– Stand back from the door. Move to the rear. Let the passengers off.
– Kapılardan uzaklaşın. İlerleyin. Yolcuların inmelerine engel olmayın.

A: I’m afraid of missing the public library.
– Halk kütüphanesi durağını kaçırmak istemiyorum.

D: Which one?
– Hangisini?

A: The library on Washington Avenue.
– Washington caddesi kütüphanesini.

D: Okay.I’ll tell you when you’ve to get off.
– Tamam. İneceğiniz zaman size haber vereceğim.

(Several minutes later)
(Bir kaç dakika sonra)

D: Get off at the next stop. Cross the street.It’s a big building. You can’t miss the library there.
– Durakta inin. Karşıya geçin. Kütüphanenin büyük binası karşınızda olacak, onu farkedeceksiniz.

*****

N: Would you point out the City Theater as we go by?
– Şehir tiyatrosuna geldiğimizde bana bildirir misiniz?

D: It’s on Third Avenue. It’s the next stop.
– Tiyatro üçüncü caddededir. Bu sonraki duraktadır.

N: Thank you.
– Teşekkürler

(At the stop)
(Durakta)

D: Move along,please. There are many people waiting to get on. That’s it. I’m closing the door. Another bus will be along in about five minutes.
– Lütfen ilerleyin. Burada bekleyen çok insan var. Hepsi bu kadar. Ben kapıyı kapatıyorum. 5 dakika sonra başka otobüs gelecektir.

İngilizce Yön Tarifi Diyalogları

37

Zaman : 25-05-2011 | Yazar : Editor | Kategori : Yön Tarifi
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (20 oy, ortalama: 3,90 en çok 5)
Loading...

Asking For Directions – Yön Sorma

– Pardon me, sir. Could you tell me how to get to the bus terminal(post office,city hall,library etc.)?
(Affedersiniz. Otogara (postane, belediye, kütüphane v.b.) nasıl gidileceğini söyler misiniz?)

– Turn left(right)at the corner.
(Köşeden sola (sağa) dönün.)

– Thank you.
(Teşekkürler)

– You are welcome.
(Rica ederim.)

………………………………………………………………………………………………………………………………………….

– I beg your pardon. Where’s the nearest subway station(bus stop)?
(Affedersiniz. En yakın metro (otobüs) durağı nerededir?)

– It’s right down the street.
(Sokağın sonunda.)

– It’s three blocks from here.
(Buradan üç blok ötededir.)

– It’s at the second corner.
(İkinci köşededir.)

– It’s at the next corner.
(İlk köşededir.)

İngilizce Yön Sorma ve Yön Tarifi Diyalogları

– What’s the best way of getting to your place?
(Size en kolay nasıl ulaşırız.)

– Take the subway. Get off at Lincoln Center, turn right and walk two blocks.
(Metroya binin. Lincoln Center’de inin, sağa dönün ve 2 blok yürüyün.)

………………………………………………………………………………………………………………………………………….

– Good afternoon. I’d like to ask you how to get to Brooklyn College?
(İyi günler. Brooklyn kolejine nasıl giderim acaba?)

– Where are you starting from?
(Nereden geleceksiniz?)

– At Jackson Heights.
(Jackson Heights’dan)

– Roosevelt Avenue?
(Yani Roosevelt Caddesinden?)

– That’s correct.
( Çok doğru.)

-Take train number 7, get off at Times Square and transfer there to train number 2. Get off at the last stop.
(7 numaralı trene binin, Times Meydanında inin ve 2 numaralı trene geçin. Son durakta inin.)

– Is Brooklyn College within walking distance from there?
(Oradan Brooklyn koleji yürüyüş mesafesinde mi?)

– Yes, it is.
(Evet.)

– Thank you.
(Teşekkürler.)

– You are welcome.
(Rica ederim.)

………………………………………………………………………………………………………………………………………….

Deniz can’t find his way to Edward’s home. Edward gives him directions on the phone.
(Deniz Edward’ın evine gidebileceği yolu bulamıyor. Edward ona telefonda nasıl gideceğini anlatıyor.)

– Hi,Deniz.Where are you? At the corner of Taylor Avenue and Duke Street? Wait there. I’ll be there in five minutes.
(Merhaba, Deniz. Neredesin? Taylor caddesi ve Duke sokağının köşesinde mi? Beni bekle. 5 dakika sonra orada olurum.)

-It’s not necessary. I drove the car from New Haven. Give me the directions. I’ll find my way.
(Buna gerek yok. Ben araçla New Haven’den geliyorum. Bana yolu tarif et, ben kendim gelebilirim.)

– All right. Go north on Duke Street to Shore Drive. You can’t miss the large supermarket there. Turn left there.Continue on Stevenson Avenue to Fourth Street. Make a right turn and go to the middle of the block. I’ll wait for you in front of the house.
(Tamam. Duke sokağından kuzey yönünde Shore Drive’a kadar devam et. Burada büyük supermarketi farketmemen imkansız. Orada sola dön. Stevenson caddesinden Dödüncü sokağa kadar devam et. Sonra sağa dön ve bloğun yarısına kadar gel. Ben evin önünde seni bekliyor olacağım.)

– I got it.See you soon,Edward.
(Anladım. Az sonra görüşürüz Edward.)

………………………………………………………………………………………………………………………………………….

– I’m afraid we’re lost.
(Korkarım biz yanlış yoldayız.)

– We’d better ask for directions.
(En iyisi birilerine yolu soralım.)

– Okay.I’ll ask at the next gas station.
(Tamam. Benzinliğe geldiğimizde yolu soracağım.)

Stopping in front of a gas station: – How do we get to York Village?
(Benzinlikte durarak: – York Village’a nasıl gidebiliriz?)

– You’re going west, but you should be going east.
(Batıya doğru gidiyorsunuz, doğu istikametinde gitmeniz lazım.)

– Should we make a U-turn?
(U dönüşü yapmalı mıyız?)

– Yes. Make a U-turn and go straight.Then turn to the right at the traffic lights.
Evet. U dönüşü yapın ve doğru gidin. Sonra ışıklardan sağa dönün.

– Thank you very much.
(Çok teşekkürler.)

İngilizce Tanışma Diyalogu

28

Zaman : 24-05-2011 | Yazar : Editor | Kategori : Tanışma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (26 oy, ortalama: 3,88 en çok 5)
Loading...

Getting Acquainted – Tanışma

Nick: Joyce,I’d like you to meet Deniz. [Joyce, sizi Deniz ile tanıştırmak istiyorum.]

Joyce Gold-Deniz Yilmaz. [Joyce Gold-Deniz Yilmaz]

Joyce: How do you do? [Merhaba]

Deniz: Hello.It’s a pleasure to meet you. [Merhaba. Memnun oldum.]

Nick: Deniz is a friend of Frank’s. He arrived in New York a couple of weeks ago. [Deniz Frank’ın arkadaşıdır. O New York’a bir kaç hafta önce geldi.]

Joyce: Oh,where are you from? [Nerelisiniz?]

Deniz: I’m from İzmir. [İzmirliyim.]

Joyce: İzmir,Turkey? Are you an immigrant or are you just visiting relatives? [Göçmen misiniz, veya akraba ziyaretine mi geldiniz?]

Deniz: I’m going to stay for good. It took me eight years to get my exit visa. [Buraya yerleşmeye geldim. Çıkış vizesini almam 8 yıl sürdü.]

Nick: Excuse me.There are the Millers. I must say hello to them. [Affedersiniz Miller’ler geldiler. Onlara merhaba demeliyim.]

Tanışma diyalogları ingilizce

Joyce: How do you like America? [Amerika’yı sevdiniz mi?]

D: I like it very much here.But for the time being,I’ve a lot of problems. [Ben burayı çok beğeniyorum. Ama şimdilik çok sayıda sorunum var.]

J: Have you come with your family? [Buraya ailenizle mi geldiniz?]

D: Yes,I have.With my wife and my son. [Evet. karım ve oğlumla geldim.]

J: What are your most urgent problems? [Öncelikli sorununuz nedir?]

D: First of all.I’ve to get a job. [Herşeyden önce bir iş bulmalıyım.]

J: What’s your occupation? [Mesleğiniz nedir?]

D: I’m electrical engineer.My wife is a draftsperson. [Ben elektrik mühendisiyim. Karım teknik ressamdır.]

J: Maybe I can help you to find a job. I’m with an employment agency. Here is my card. Call me on Tuesday morning if it’s convenient for you. [Belki size iş bulma konusunda yardımcı olabilirim. İnsan kaynakları ajansında çalışıyorum. İşte kartvizitim. Sizin için uygunsa salı sabahı beni arayın. ]

D: What’s the best time to call you? [Sizin aramam için en uygun saat kaçtır?]

J: After 10 A.M. [Sabah 10 dan sonra.]

D: Thank you so much.I will certainly call you. [Çok teşekkürler. Sizi mutlaka arayacağım.]

J: Your English sounds fine. [Çok iyi İngilizce konuşuyorsunuz.]

D: Americans usually say that.They are just polite. [Amerikalılar genellikle böyle söylerler. Onlar sadece çok kibarlar.]

J: We want to encourage you. You explain things pretty well. You are going to make it – no doubt. [Sizi sadece desteklemek istiyoruz. Düşüncelerinizi iyi ifade ediyorsunuz. Şüphesiz, istediğinizi elde edeceksiniz.]

D: Thank you. You are very kind. [Teşekkürler. Çok naziksiniz.]

J: It’s getting late. I guess you don’t have a car yet.I’d be glad to give you a ride. [Geç oldu. Henüz arabanız olmadığını düşünüyorum. Sizi gideceğiniz yere bırakabilirim.]

D: I’d appreciate it very much. [Çok minnettarım]

Useful Expressions Yararlı İfadeler (tanışma kelimeleri)
………………………………………………………………………………………………..
with pleasure [zevkle]
I fully agree [tamamen katılıyorum]
I hope we’ll meet again [sizi tekrar göreceğimi umuyorum]
what a pity [üzgünüm]
whenever you like [ne zaman isterseniz]
would you be so kind [rica etsem]
just a minute [bir dakika]
just a moment [bir dakika]
nice meeting you [tanıştığımıza memnun oldum]

İngilizce Diyaloglar Blog

7

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (13 oy, ortalama: 2,85 en çok 5)
Loading...

İngilizce diyaloglar blogumuz hazırlanıyor….

ingilizce diyaloglar hakkında